Üniversiteyi kazanıp ailesine ve kendine daha iyi bir yaşam sunmak isteyen Soner Semih Sipahi'ye Üniversiteli arkadaşları Kampüslerinin kapılarını açıyor.
Birden fazla sorunun yol açtığı bu acı olay bir çok şeyi özletliyor.
" 1 Mayıs'ta Taksim kazanan, kazanamayan; atanan atanamayan, yaşayan yaşayamayan herkesi barındıracak"
Çağrı metni:
Geleceğimiz yok. Bize vaat edilen bir gelecek yok. Bunu hepimiz biliyoruz. Bize tek vaat edilen, parayla satın alabileceğimiz bir umut, iyi bir gelecek umudu. Anne babalarımız, bütün emeklerinin karşılığını bize bu umudu satın almaya harcıyorlar. Dersanelere, yani üniversiteye girme umuduna, binlerce lira veriyorlar. Üniversitelere, yani bir iş bulabilme umuduna binlerce lira veriyorlar. Bu ticari eğitim cenderesinde emekçi çocukları ailelerini ipotek edip umut, sadece umut satın alıyorlar. Bu umudu yaşatabilmek için, emekçi aileler sömürülmeye razı oluyorlar, işten çıkarılma korkusuyla seslerini çıkaramıyorlar, üç kuruşa köle gibi çalışıyor, sabrediyor, dişlerini sıkıyorlar. Haklarını aramaktan vazgeçiyorlar. Borçları yüzünden hapse girmeyi göze alıyorlar.
Bu bedeli önceden ödenmiş umudu biz öğrenciler de üniversitede büyütüyoruz: her seferinde karşılığını ödeyerek tabi ki. Karşılığını sadece parayla ödemiyoruz, kimliğimizi, kişiliğimizi, hayallerimizi, yaşam enerjimizi, gençliğimizi de sınavlara, çan eğrisine, YÖK’e kurban ediyoruz –umut, sadece bir parça umut için. Biz de sesimizi çıkarmıyoruz, çıkaramıyoruz.
Soner Semih Sipahi, bu “ticari eğitim” cenderesinden çıkmayı tercih etti. Onurlu bir tercihtir bu. O da her üniversiteli gibi –sadece gençliğinin dertleriyle uğraşmak yerine- harç parası, barınma sorunu, beslenme sorunu, ulaşım sorunuyla uğraşabilirdi. Belki kendi yaşamını da kendi çocuğu için ipotek edecekti. Ama şimdi Semih, bu cendereyi, ticari eğitimi, emekçi çocuklarının hayal kurmasına bile izin verilmemesini, rehin alınmış hayatlarımızı bize, üniversitelilere, gösteren bir ayna oldu.
Üniversite öğrencileri, bu yıl 1 Mayıs’ta Taksim’e bu aynayı taşıyorlar. 1 Mayıs alanında, tüm toplumsal muhalefetin kendisini gösterebileceği bu açık alanda, üniversite öğrencileri olarak kendimizi görelim diye. Rehin karşılığı sattıkları umudu değil, üniversiteyi, dünyayı geri kazanma umudumuzu dürtmek için. Umudu dürtmek, umutsuzluğu yatıştırmak için. Semih’e “zarfsız kuşlar” gönderecek üniversiteli arkadaşları. Onu ve adını kimse unutmasın diye.
ANADOLU ÜNiVERSİTESİ’NDEN, İ.Ü. BEYAZIT’TAN, İTÜ’DEN, MİMAR SİNAN’DAN, YTÜ’DEN ÖĞRENCİLER
30 Nisan 2010 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder